Sütün Bilinmeyen Yönleri

Doğru bilinen yanlışlar artık dile getiriliyor. Sütün insanlar için ana besin maddesi olarak bilinmesi de yanlışlardan birisi. Sağlıksız üretilen, antibiyotik içeren sütler ayrı bir konu ama aslında anne sütü dışındaki sütleri tüketmemiz ne kadar sağlıklı?sütün bilinmeyenleri, sütün faydaları, sütün zararları

Doğal hayata bakarsak, insan hariç bütün canlılar sadece kendi anne sütünü yavru iken içer. Sadece insanlar başka bir canlının sütünü tüketmeye devam eder.

Bütün canlıların anne sütü sadece kendi yavrusuna uygun özellikli bir besin içeriğine sahiptir. Buzağın hızlı bir şekilde ayaklarının üstünde durabilmesi, kemik gelişimi için emdiği süt güçlü bir protein kaynağıdır.

Anne sütü bebeğin gastrointestinal sistemine uygun olarak farklılık gösterir. İlk günlerde salgılanan kolostrumun protein içeriği ineğinkinden az, yağ miktarı düşük, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum gibi minerallerden ve bebeği enfeksiyondan koruyan hücre antikorlar yönünden zengindir.

Anne sütünde antienfektif olan whey proteinleridir ve bunların bileşenleri α-laktalbumin, laktoferrin (yüksek demir bağlayıcı özellikli), lizozim, immunoglobulinler ve serum albuminidır. İnek sütü ise allerjen olan β-laktoglobulini içerir.

β-laktoglobulin çocukta allerjik belirtilere, solunum sisteminde bozukluk ve döküntülere neden olabilir. Özellikle bir yaşından küçük çocuklara inek sütü verilmemeli, eğer anne emziriyorsa kendisi de tüketmemeli.

Aynı şekilde bir buzağının sütünü pastörize edip verdiğinizde en fazla altı ay içinde ölür.

Gelelim süpermarketlerde bize hazırlanmış güzel ambalajdaki sütlere. Etkili, gerçeği çarpıtan reklamlar, doğal çayırlarda otlayan inekler gibi hepimizin zihnine yüksek kalsiyum kaynağı sütün diş çürüğü, osteoporozu önleme gibi vazgeçilmez bir besin olduğu yerleştiriliyor.

Elbette inek veya keçi sütü kesinlikle zengin bir besin içeriğine sahip ama sadece kendi yavruları için uygun. Demek ki insanlar için faydalı değilse doğal olarak bize kalsiyum ve protein için başka besin kaynakları olmalı.

Yarım litre süt, günlük kalsiyum gereksiniminin yarısını karşılıyor. Kalsiyum için tüketmemiz gerekenler brokoli, lahana, badem, susam, hurma gibi ürünler var. Ayrıca çağımızdaki yeni üretim şartlarında yüksek verim alınması için hayvanlara antibiyotik ve büyüme hormonu BGH veriliyor. Bir inek, yavruladığı zaman yaklaşık 10 günde sekiz litreye yakın süt verirken bu oran takviyelerle günlük 20 litreye yükseltiliyor. Normal miktarın iki katını geçen bu oran doğal olarak ineklerin ‘Mastitis’ yani memelerinde iltihaplanmasına sebep oluyor. Bunu gidermek için hayvanlara yine antibiyotik veriliyor ve bu da içtiğimiz süte geçiyor.

Ayrıca bu hayvanlar doğal ortamından uzak, güneş görmeden suni döllenmeyle yavruluyor. Yavru, annenin travma yaşamaması için hemen uzaklaştırılıyor.

Ve o da güneşsiz, biberonla kendi anne sütüne alternatif besinle beslenerek yeni hücre hayatına başlıyor. Yani buzağın içmesi gereken sütü biz insanlar tüketiyoruz. Doğal hayatta ortalama 20 yıl yaşayan inekler bu ortamda stresten dolayı 4-5 yıl sonra verimlilikleri düştüğü için kesimhaneye gönderiliyor.

İnsanların %80’ine lactoz intoleranzından dolayı hazımsızlık yaşatan bu besini neden tüketilmesine ısrar ediliyor. Bunun cevabı hızla artan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını en ucuz imkânlarla karşılama ve ticari çıkarlar.

Vücuttaki mineral eksikliği az süt tükettiğimizden değil; çay, kahve, kola, et, hamur işleri, süt, tereyağı, peynir, krema, sigara ve alkol gibi asitli besinleri tüketmemizden kaynaklanıyor. Bedenimizde meydana gelen asitik ortamı dengelemek için kemik ve kaslardan mineral alınıyor, bu depolar tükenene kadar devam ediyor. Bittiğinde ve nitelikli besinlerle yeni mineral gelmeyince OSTEOPOROSE, POLYARTHRİTİS, diş problemleri başlıyor.

Süt ve süt ürünlerinin kolesterol ve yağ oranı yüksek olduğundan dolayı bu gruptan ürünler fazla tüketildiğinde kilo, cilt kanseri, kalp ve dolaşım hastalıklarına sebep oluyor. Sütün içerdiği yağ, hayvansal protein ve hormon kalıntıları kansere sebep veren maddeler olarak dikkat çekiyor.

Sütün yerini koyabileceğimiz sağlıklı alternatifler soya veya badem sütü ve de özellikle bitki çayları.

Burada fazla detaya girmediğim birçok rahatsızlıkları yaşamamak için hayatınızdan süt ve süt ürünlerini çıkarttın veya en aza indirin. Sağlığınız üzerindeki olumlu etkiyi kendiniz hissedin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir